About

19th December, 2009 | Posted by admin |

Turkish-History | Asya'dan Anadolu'ya

Rus Isgali

Osmanlılar ile İranlılar'ın kan kaybettiği XVIII. Yüzyılda yıldızı gittikçe parlayan Ruslar, asrın başlarında ele geçirip terk etmek zorunda kaldıkları Hazar kıyısındaki Dağıstan topraklarını, 1796 İran Seferi sırasında yeniden ele geçirdiler. Küçük hanlıklar arasındaki çekişme ve anlaşmazlıklardan faydalanarak, fazla çaba sarf etmeden, oldukça büyük miktarda toprak ele geçirdiler. Dağlılar için yeni bir olay olan top, etkili birkaç şarapnel atışı ile en kalabalık Dağlı birlikleri dağıtmaya kâfi geliyordu. Bu yeni düşman karşısında tutunamayan küçük ve zayıf hanlıklar, önce boyun eğmek zorunda kaldılarsa da, ilk fırsatta ayaklanarak bağımsızlıklarını kazanmaya çalıştılar. Onların bu hareketini ihanet olarak değerlendiren Ruslar, amansızca üzerlerine yürüyerek, köy ve kasabalarını acımasızca imha ettiler . 1796 yılında Derbent alınırken, komşu Tabasaranlar da boyun eğdiler. 1803'te Dağıstan'ın en önemli hanlığı olan Avaristan, 1806'da Bakü ve Kuba hanlıkları ele geçirildi. 1819 yılında bir çok Dağlı kabile; Akuşa veya Dargi, Siorgen, Rogul ve Kubaçi de işgal edildi. Daha evvel 1786 yılında Ruslar'a itaat eden Gazim Kumuk Han'ı da 1821 yılında isyan ettiyse de Ruslar'a yenildi. Çeyrek asırda Dağıstan'ın büyük bölümü ve güneydeki hanlıklar Ruslar'ın eline geçti. Bu işgaller esnasında Ruslar, son derece gayri medeni ve gayri ahlaki davranıyor, oldukça barbar metodlar uyguluyorlardı. Uygulanan gayri insani metotlar kendisi de bir zâlim olan Çar I. Nikola'yı bile rahatsız etmişti.

      İşgaller ve bu işgallere karşı yürütülen amansız mücadele sebebiyle, XIX. Yüzyılın ilk yarısı Dağıstan açısından tarihinin en önemli dönemlerinden birini teşkil etmektedir. Bu dönemde Dağıstan, 1813 yılında İran ile Rusya arasında imzalanan Gülistan Andlaşması ile kesin olarak Rusya'ya bağlandı. Ancak Rus egemenliğini kabul etmeyen Dağıstanlılar'ın direnişi, bu ülkenin sembol ismi haline gelen Şeyh Şâmil'in önderliğinde destanvâri bir şekilde 1859 yılına kadar sürdü. Bu tarihten sonra da yer yer bazı ayaklanmalar olduysa da başarılı olunamadı ve Dağıstan Rus egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.

      Ruslar ele geçirdikleri geniş topraklar üzerindeki hakimiyetlerini sürdürebilmek amacıyla, bir takım askeri ayrıcalıklar tanıdıkları Kazakları bu topraklara yerleştirdiler. Dağıstan, toprak bakımından fakir olması sebebiyle, Rus göçmenlerine pek çekici gelmiyordu. Fakat dağların bittiği yerlerden başlayarak güney yönünde uzanan verimli topraklar stanitsalarla dolmuş ve bu verimli toprak hattını korumaya almışlardı. Böylece pulluk ve saban, kılıcı izleyerek, bazan da beraber ilerlediler. Bu gelişmeler sonucunda somut sonuçlar elde edilerek, sürekli kalınabilecek üsler kuruldu ve dağ eteklerinde sona eren bu yerleşim bölgeleri, daha sonraları gerektiği takdirde dağlara yapılacak seferlerin hareket noktası olarak kullanıldı.

III. yüzyılda Avrupa devletleri iktisad, siyasi, askeri ve teknolojik faktörlerin tesiriyle sömürge siyasetlerine büyük bir hız kazandırmışlardı. İspanya ve Portekiz'i izleyen İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkeler deniz aşırı ülkelerde Amerika, Afrika ve Asya kıtalarındaki geniş toprakları müstemlekeleri haline getirerek, buraların tabiî ve beşeri kaynaklarını büyük ölçüde sömürmeye ve zenginliklerini kendi ülkelerine taşımaya başlamışlardı. Bir Avrupa devleti olan Rusya 'da bu yıllarda iktisadi ve askeri bakımdan gittikçe güçleniyordu. Bu potansiyelinin yanısıra, Rusya'nın, ordusunun büyüklüğü, toplumun kimi sınıflarındaki yurtseverlik ve kader duygusu, merkezi bölgelerin tehlikelere hemen tümüyle kapalı oluşu....gibi demografik, sosyal ve coğrafi avantajları bulunuyordu. Bu imkânlarını kullanan Rusya, diğer Avrupa devletleri gibi topraklarını genişleterek yeni sömürge sahaları elde ediyordu.

      Bu dönemde bir taraftan kendilerinin onlarca kat fazla ve çağın en güçlü silahlarıyla donatılmış Ruslar'a karşı cansiperâne bir direniş gösteren Dağıstanlılar, diğer taraftan da bu zor şartlar altında ellerinde tuttukları Dağlık Dağıstan'da bazı sosyo -ekonomik düzenlemeler yapmışlardır. Yapılan en önemli düzenlemelerden biri, Ruslar'ın bile onlarca yıl sonra ancak kaldırabildikleri derebeylik rejimini kaldırmalarıydı. Bu sebeple, bu dönemde Dağıstan'da meydana gelen sosyo-ekonomik gelişmeleri doğru ve eksiksiz tesbit edebilmek için Rusya'nın o günkü durumuyla birlikte, büyük direnişin bizi ilgilendiren yönlerini kısaca gözden geçirmekte fayda vardır.

 
Bugün 7 ziyaretçi (31 klik) kişi burdaydı!

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

About us

About UsLorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry\\\\\\\\\\\\\\\'s standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book. It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged. It was popularised in the 1960s with the release of Letraset sheets containing Lorem Ipsum passages, and more recently with desktop publishing software like Aldus PageMaker including versions of Lorem Ipsum.
?
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol